Paz23072017

SON Güncelleme05:00:40 PM GMT

POLİTİKA

Kara propagandaya soruşturma

  • PDF
propaganda
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca sosyal medyada, "bombalı saldırı" olacağı yönünde asılsız paylaşımlarda bulunan bazı kullanıcılar hakkında soruşturma başlatıldı.
 
Alınan bilgiye göre, Twitter ve Facebook hesaplarından asılsız paylaşımda bulunarak halkı korku ve paniğe sürükleyen kişiler hakkında "örgüt propagandası yapmak suçundan" soruşturma açıldı. "Terör örgütü PKK/KCK'nın son zamanlarda gerçekleştirdiği bombalı saldırılarla ilgili, toplumda kaos ve yılgınlık oluşturmak üzere sosyal medya üzerinden bu algıyı pekiştirmek, kuvvetlendirmek ve yaygınlaştırmak için asılsız paylaşımlarda bulunulması ve haberler üretilmesi" üzerine başlatılan soruşturma, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosunca yürütülecek.     

Başbakan Davutoğlu'ndan Yeni Anayasa Açıklaması

  • PDF
ahmet davutoğlu yeni anayasa
Başbakan Ahmet Davutoğlu, yeni anayasa görüşmeleri çerçevesinde TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile yaptığı görüşmenin ardından önemli açıklamalarda bulundu.
 
Davutoğlu'nun açıklamaları şöyle: "Anayasa konusunda önemli girişimlerde bulunduk. 33 yıldır kimsenin memnun olmadığı anayasa halen gündemde. Bu nedenle katılımcı ve güçler ayrılığı prensibine dayanan insan onurunu öne çıkaran yeni bir anayasa fikriyle halkın önüne çıktık. Bütün partiler sivil anayasa vaadinde bulundu. 12 Eylül Anayasasından memnunum' diyene kimse rastlamadı. Sivil anayasa vaadinde bulunmayan bir parti ve hükümet yok. Anayasa mutabakatla çıkarılması gereken bir metindir. Yeterli sayımız olmuş olsa dahi mutabakat gayreti içinde olurduk. Sayın Genel Başkanlara söylediğim gibi bu metin herkesin içine sinmesi gereken bir metin. Geçmişte böyle düşünülmüş olsaydı bu duruma gelinmezdi."
 
3 SİYASİ PARTİ 3 KONUDA ANLAŞTI
"HDP'nin eş başkanları randevuların talebine yakışmayan açıklamalar yaptılar. Ben muhatabımda ciddiyet ve samimiyet ararım. Bu ciddiyeti gösteren Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile görüşmeler gerçekleştirdik. Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile görüştük. Kendilerine teşekkür ediyorum. Konuları açık yüreklilikle ele aldık." diyen Davutoğlu, yapılan görüşmelerin sonuçlarına dair şu açıklamalarda bulundu: "Bu görüşmede Kılıçdaroğlu ile 3 konuda mutabakata vardık; 12 Eylül anayasasını kaldırmak için birlikte çalışma. Meclis'in daha etkin ve süratli aynı zamanda denetime açık şekilde iç tüzük reformların yapılması. Vize muafiyeti başta olmak üzere AB reformlarında işbirliği yapma konusunda anlaştık. Ardından Sayın Bahçeli ile görüştüm. Aynı konularda kendisiyle de mutabık kaldık. Şu anda 3 siyasi parti bu 3 konuda anlaşmış durumdadır. Anayasa ve İçtüzük bundan sonra Meclis içinde yürütülmesi gereken süreçlerdir. Yani yürütme olarak biz görevimizi yapıp muhalefetle ortak bir zemin oluşturduk, şimdi artık görev Meclis'in görevidir. (Uzlaşma Komisyonu) Liderlerle yaptığım görüşmelerden edindiğim, işleyiş biçiminde bir değişiklik yapmamak yönünde. Uzlaşma Komisyonu'na 6 ay süre düşünüyoruz. 6 ay sonra muhalefet liderleriyle tek tek ya da topluca bir araya gelebiliriz."

MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ŞEFKAT ÇETİN'DEN BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİ AÇIKLAMASI

  • PDF

mhp şefkat çetin bayırbucak türkmenleri

 

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, Suriye'de Bayırbucak Türkmen bölgesine yapılan saldırılar ve petrol koridoru hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Çetin, "Cerablus-Azez hattına ABD ya da Rusya'nın istediği gibi müdahalesinde figüran olmak yerine, en azından kendi sınırımıza sahip çıkacak bir aktör olabilmek için sınır ötesinde gücümüz gösterilmelidir. Suriye ve Irak'taki tarihi Türk şehirlerinin Kobani kadar kıymeti olduğunu göstermeden Türk dış politikasını yönetenler başarılıyım diyemez. Bölgede aktör olmanın yolu, ABD'nin desteklediği Kürtler ya da başka gruplarla değil, ancak ve ancak Türkmenlerle mümkündür" dedi.

 "AKP HÜKÜMETİNİN TÜRKMEN KATLİAMINI UZAKTAN İZLEMESİNİN KABUL EDİLİR YANI YOK"

Suriye'deki Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik saldırılar için hükümetin harekete geçmemesinin üzücü olduğunu kaydeden Çetin, "Suriye'deki Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik Esad rejiminin karadan ve Rus uçaklarının havadan gerçekleştirdiği saldırıları esefle ve şiddetle kınıyoruz. Suriye'deki Türkmen varlığına yönelik her türlü saldırı, Türkiye'nin bölgedeki etkinliği ve itibarının yanı sıra, Türk milletinin hükmi şahsiyetine karşı yapılmaktadır. Sınırımızın hemen ötesinde kardeşlerimizin katledilmesine Milliyetçi Ülkücü Hareket'in sessiz kalmasını hiç kimse beklemesin. Milli davalar söz konusu olduğunda, Türk milliyetçileri milleti uyaran ve yol gösteren misyonundan geri durmayacaktır. Türkiye gibi büyük bir devlete yanı başındaki Türkmen katliamını sessizce izletmekten başka bir politika üretemeyen hükümet, Türk milletinin öfkesinde boğulacağını bilmelidir. AKP yöneticileri, beş kilometre ötemizden gelen Türkmen kardeşlerimizin çığlıklarına kulaklarını tıkamaya devam ederse tarihin onları affetmeyeceğini, milli vicdanın bir gün mutlaka hesap soracağını unutmamalıdır. Sınırlarımızın hemen yanında günlerdir süren Türkmen katliamının AKP hükümetini henüz harekete geçirememesi üzücüdür. Soykırıma varan Türkmen katliamına hükümet gerekli tepkiyi göstermek yerine, sınır ötesi operasyonlar için ABD'den medet uman bir görüntüyle dış politikadaki iflası tescillemektedir. Baştan itibaren yanlış bir Suriye politikası izleyen AKP hükümetinin kendi sınır güvenliğimiz için ABD yardımı gözetmesi ve Türkmen katliamını uzaktan izlemesinin kabul edilir yanı yoktur" ifadelerini kullandı.

 "RUS UÇAKLARI VE ESAD KUVVETLERİ TARAFINDAN TÜRKMENLERE YENİ BİR KERBELA YAŞATILMAKTA"

Suriye'de gerçekleştirilen saldırılar için hükümetin kınamanın ötesinde hiçbir somut adım atmadığını savunan Çetin, "Suriye'deki Türkmen bölgesi Rus uçakları ve Esad kuvvetleri tarafından günlerdir vurularak Türkmenlere yeni bir Kerbela yaşatılmaktadır. Oyun öylesine büyük, taraflar öylesine girift ve işbirliği içindedir ki; Suriye ve Irak'taki Türkmen varlığının yok edilişini görmezden gelenlerle, Türkiye'de Meclis'te Türk adının telaffuz edilmeyişine sessiz kalanlar aynıdır. Kerkük ve Musul gibi Türkmen şehirlerini Barzani'ye hediye edenler, şimdi de Suriye'deki Kürt bölgesi için yapılan etnik temizlikte Türkmen nüfusun yok edilmesini seyretmektedir. Suriye'deki Türkmenlere bir taraftan Esad ve Rusya, diğer taraftan ABD destekli PYD saldırırken, AKP hükümeti kınamanın ötesinde hiçbir somut adım atmamaktadır. AKP hükümeti Türkmenlere sahip çıkma konusunda üzerine düşenleri yerine getirmediği için Irak'ın yanı sıra Suriye'nin de tek mazlum ve sahipsiz milleti Türkmenler kendi kaderleriyle baş başadır. Türkmenlerin dostu yok ancak düşmanı çoktur. Irak'taki Türkmen şehirlerini ele geçirerek nüfus dairelerinden mezar taşlarına kadar tahrip eden Barzani, AKP hükümetinin en yakın müttefikidir. Barzani'nin gönderdiği silah ve asker desteği, AKP hükümetinin izniyle Türkiye üzerinden Suriye'nin PKK'sı PYD ve YPG'ye ulaştırılmaktadır. Bu örgütler bölgede Türkmenlere düşmanlık yapan, topraklarını ellerinden alan güçlerdir. Hâlbuki AKP zihniyeti Türk alerjisinden kurtularak, meseleye ezilen ve yok edilen insanlar penceresinden baksa dahi; Suriye'de ilk yardım eli uzatılacakların Türkmenler olduğunu görmemesi mümkün değildir. Kaldı ki Türkmenler stratejik olarak Türkiye'nin bölgedeki dayanağı ve Türk milletinin öz evlatlarıdır. Anadolu'dan çok daha önce Türk yurdu olmuş Suriye ve Irak bölgesinin tarihi hatıralarımızla Türk milletine ait bir Vatancoğrafyası olduğu gerçeği de unutulmamalıdır" dedi.

 "TÜRKMENLER BÖLGEDE TÜRKİYE'NİN TEK DAYANAĞI"

MHP'li Çetin, "Tarihi, kültürel ve akrabalık ilişkilerimizle bağlı olduğumuz Irak ve Suriye bölgesinde yeniden harita tanzimi yapılırken, sayıları milyonlarla ifade edilen Türkmen nüfusun tamamen oyun dışı bırakılması boşuna değildir. AKP hükümeti değişik etkiler altında kalarak görmese de, Türkmenler bölgede Türkiye'nin tek dayanağıdır. Irak'ın kuzeyinde oluşturulan ve Suriye'nin kuzeyinden Akdeniz'e kadar uzatılması planlanan Kürdistan projesinin adım adım ilerletilmesi Türkiye'nin aleyhine bir durumdur. Kürt koridoru ya da petrol koridoru gibi isimlerle anılan bu hat, sınırımızdaki 98 kilometrelik Cerablus-Azez hattının birleştirilmesiyle tamamlanmış olacaktır. Bölgemizdeki dört parçalı Kürdistan'ın mimarı ABD'nin, IŞİD ile mücadele görüntüsü altında şimdi gözünü Cerablus-Azez hattına diktiği ortadadır. Son günlerde ABD üst düzey yetkililerinin Suriye'ye karşı Türkiye ile ortak operasyon açıklamalarının arkasında, Kürt koridorunu birleştirecek Cerablus-Azez hattını ele geçirme amacı yatmaktadır. 1208 kilometrelik Irak ve Suriye sınırımızın 98 kilometrelik bölümü haricinde sözde Kürt devleti ortaya çıkarılmıştır. Türkiye için IŞİD nasıl bir tehdit ise, bu örgütün çıkarıldığı alanın PYD-YPG güçlerine teslim edilmesi daha büyük tehdittir. Türkiye'nin önceliği Cerablus-Azez hattının IŞİD'ten temizlenmesi kadar PYD-YPG'nin eline geçmemesi olmalıdır. Türkiye parçalı haldeki Kürt koridorunu birleştirmeye çalışan küresel projenin yürümesini önlemek için, bölgenin PKK uzantılarının eline geçmesine engel olacak stratejik adımlar atmalıdır" açıklamasında bulundu.

 "SURİYE TEZKERESİNDE HÜKÜMETE ABD İLE YAPILACAK BİR OPERASYON İÇİN YETKİ VERİLMEMİŞTİR"

Hükümetin Suriye sınırını ABD'ye terk ettiği iddiasında bulunan MHP'li Çetin, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bu yeni harita tanzimi, ABD'nin IŞİD ile mücadele bahanesiyle sınırlarımızı kullanmaya çalışmasıyla milli menfaatlerimizin aleyhine bir şekil almaktadır. Suriye sınırımızın küçük bir bölümünü elinde tutan IŞİD'in lojistik ve eleman desteğini Türkiye üzerinden kesmek için yabancı bir güce ihtiyacımız olmamalıdır. Türkiye kendi sınır güvenliğini sağlamak için ABD ya da bir başka yabancı güç ile işbirliğine muhtaç bir ülke değildir.TBMM tarafından çıkarılan Suriye tezkeresinde, hükümete ABD ile yapılacak bir operasyon için yetki verilmemiştir. Kaldı ki ABD'nin Türkiye'yi bölgeye karadan sokacağını da kimse beklememelidir. Türkiye'de birçok üssü ABD'nin kullanımına veren AKP hükümeti, IŞİD bahanesiyle Suriye sınırını da ABD'ye terk ederek hatalar zincirine devam etmektedir. PYD'ye ABD tarafından silah ve mühimmat desteği yapıldığı resmen kabul edilmişken, ABD'nin Türkiye ile birlikte operasyon yapması, yani hava üslerimizin kullanılarak bölgenin etnik olarak temizlenmesi PYD'ye yol vermek anlamına gelmektedir. Tıpkı Irak'ın kuzeyinde olduğu gibi, Suriye'nin kuzeyinde de ABD'nin gözetiminde Kürt devleti kurulurken Türkiye daha ne kadar uzaktan seyredecektir? ABD'nin birlikte operasyon aldatmacası, Türkiye'nin bölgeye girmesini engellemekten başka bir amaca hizmet etmemektedir. ABD'nin bölgedeki müttefikinin PKK uzantısı PYD ve YPG olduğu belgeli iken, Türk dış politikasını belirleyenlerin aklına milli çıkarlar hangi vakitte gelecektir? Sınırımıza yerleşen ABD askeri Türkiye'nin bölgeye müdahalesini engellerken, içeride kara gücü olarak açıkça desteklenen PKK uzantılarının Kürt koridorunun 98 kilometrelik son parçasını ele geçirmek için gün saydığını görmek bu kadar zor mudur?"

 "TÜRKİYE KENDİ SINIRLARINI KORUYABİLMEK İÇİN SINIR ÖTESİNDE AKTÖR OLMAYI BAŞARMAK ZORUNDA"

Türkmenlere sahip çıkılmadıkça Türkiye'nin bölgede var olamayacağını savunan Çetin, "AKP hükümetinin uluslararası hukuk tarafından vatan toprağı olarak tescilli Süleyman Şah Türbesini sınırlarımıza taşıma örneğindeki gibi basiretsiz politikalarını sürdürerek ülkemizin menfaatlerini koruması mümkün değildir. Bölgede sadece Süleyman Şah toprağıyla Suriye içlerindeki söz hakkı terk edilmemiş, aynı zamanda boşaltılan alanda Türkmenler darmadağın edilerek yok edilmiş, Türkiye'nin nüfuz alanı bitirilmiştir. Türkiye yarın Hatay'a dayanacak ve hatta bir bölgemizde hak iddia edecek büyük bir tehdidin önünü kesmek için derhal bağımsız ve milli politikalar uygulamaya başlamalıdır. Cerablus-Azez hattına ABD ya da Rusya'nın istediği gibi müdahalesinde figüran olmak yerine, en azından kendi sınırımıza sahip çıkacak bir aktör olabilmek için sınır ötesinde gücümüz gösterilmelidir. Milli ve bağımsız politikalar yürütmenin yolu bölgedeki Türkmenlere sahip çıkmaktan geçmektedir. Yerlerinden yurtlarından edilen yüzbinlerce Türkmeni bugüne kadar görmezden gelen, yakılan yok edilen Türk şehirlerine Ayn el Arap (Kobani) kadar diplomatik tepki koyamayan bir dış politika, emperyalist tehdidi Türkiye'nin sınırlarından uzak tutamaz. Suriye ve Irak'taki tarihi Türk şehirlerinin Kobani kadar kıymeti olduğunu göstermeden Türk dış politikasını yönetenler başarılıyım diyemez. Türkmenlere sahip çıkılmadıkça, varlıkları teminat altına alınmadıkça Türkiye bölgede var olamaz. Türkiye kendi sınırlarını koruyabilmek için sınır ötesinde aktör olmayı başarmak zorundadır. Bölgede aktör olmanın yolu, ABD'nin desteklediği Kürtler ya da başka gruplarla değil, ancak ve ancak Türkmenlerle mümkündür" ifadelerini kullandı.

 "TÜRKİYE'NİN ANA Gündemİ YENİ ANAYASA GÖRÜNÜMÜ ALTINDA FEDERATİF BAŞKANLIK TARTIŞMALARI"

Yeni Anayasa ve başkanlık sistemi tartışmalarına değinen MHP'li Çetin, açıklamasında şunları kaydetti: "Ortadoğu ateşinin ülkemizi her geçen gün daha fazla yakmaya başladığı bugünlerde, Türkiye'de yaşanan gelişmelerin bağımsız değerlendirilmesi mümkün değildir. Tıpkı 2003'te Irak'a yapılacak ABD müdahalesinden önce Türkiye'de siyasetin dizayn edilmesi gibi, şimdi de Suriye'ye şekil verilirken Türkiye'de benzer adımlar tekrarlanmaktadır. Türkiye'nin milli ve üniter yapısını, bağımsız dış politikasını yüksek sesle savunan Milliyetçi Ülkücü Hareket'in sesini kısmak ve etkisizleştirmek için bildik hamleler yapılmaktadır. Aslında yaklaşan tehdit dört parçalı Kürdistan'ın sadece Suriye ayağını oluşturmanın çok ötesine geçmiş ve siyasal bölücülük Türkiye'yi tehdit eder ve sonuç alır bir hale gelmiştir. Seçim sonrası Türkiye'nin ana gündeminin yeni anayasa görünümü altında federatif başkanlık tartışmaları olduğunu herkesin fark etmesi bu yüzden çok önemlidir. Tasarlanan Yeni Türkiye için hazırlanan yol haritasına uygun olarak evvela saha temizliği yapılmakta, yeni düzene uygun aktörler sahaya sürülmekte, karşı duracak ve gürültü yapacakların üzerine basılmakta, sesleri kısılmaktadır. Federatif başkanlığa dayalı yeni Türkiye projesini uygulamaya sadece Saray güdümündeki AKP'nin gücünün yetmeyeceğini, yeni CHP ve yeni MHP projeleriyle milli üniter yapıdan vazgeçecek büyük dönüşümün yapılmak istendiği uyarılarımızı çok önceden yapmıştık. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında koyacağı tavrı ezelden bilinen Milliyetçi Ülkücü Hareket'e dayatılacak hiçbir suni gündem, asli vazifesini yapmasına engel olamayacaktır. Böylesine kritik bir dönemde ülkesini seven insanlarımız her zamankinden daha fazla birlik bütünlük içerisinde milli duruşu birlikte gösterecek potansiyel gücünü koruyacaktır. Yerli ve milli bir hareketin potansiyel enerjisini iç tartışmalara akıtmasına, parçalarına ayrılarak etkisiz hale getirilmesine aklıselim sahibi hiçbir Milliyetçi Ülkücü Hareket mensubunun müsaade etmeyeceği çok açıktır"

Saadet Partisi Seçim ÇalışmalarınaBaşladı

  • PDF

saadet-partisi-secim-calismalari

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı 1 Kasım'da gerçekleştirilecek seçim öncesinde basın toplantısı düzenledi. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Adayı Sayın Birol Aydın Bey tarafından gerçekleştirilen açıklamada ülke sorunlarına değinildi.

CHP'li Üyelerden Yurtsever'e Destek

  • PDF

chp-tam-destek

CHP'de kongreler sürecinin başlamasıyla birlikte il ve ilçe başkanlığı adaylıklarında da hareketlilik yaşanmaya başladı. Bakırköy'ün en güçlü adayı ise mevcut Yeşilköy muhtarı Bülent Yurtsever olarak görülüyor.

BAHÇELİ, AKP İLE KOALİSYON ŞARTLARINI AÇIKLADI

  • PDF
devlet-bahceli-nin-koalisyon-sartlari
 
MHP lideri Devlet Bahçeli AK Parti ile koalisyon için tek şart öne sürdü. Bahçeli öncelikle diğer tüm koalisyon formüllerinin denenip sonra kapılarının çalınmasını istedi.
 
MHP lideri Devlet Bahçeli AK Parti kapısını çaldığı taktirde koalisyona evet diyecek mi? Bahçeli ilk kez kafasındakileri ayrıntılı şekilde paylaştı. Milliyet Gazetesi yazarı Fikret Bila ile görüşen Bahçeli, MHP'nin hangi durumda AK Parti ile koalisyon yapmayı kabul edeceğini açıkladı.
 
Fikret Bila, koalisyon görüşmelerinin kilit ismi konumuna gelen Devlet Bahçeli ile MHP genel merkezinde konuştu. İşte Bila'nın anlatımıyla Bahçeli'nin aklındaki koalisyon senaryosu;
 
MHP KOŞULLARI KABUL EDİLİRSE KOALİSYON KURACAK
"Bahçeli’yle yaptığımız sohbetten çıkardığım ilk sonuç, MHP’nin Türkiye’nin bir krize, kaosa, istikrarsızlığa sürüklenmesini istemediği. MHP liderinin, böyle bir olasılık karşısında demokratik çıkış yollarını devreye sokmaya hazır bir yaklaşımı var. Koalisyon görüşmeleri tıkanır ve ortaya bir hükümet çıkmazsa, bu durumda MHP lideri, koşullarının kabul edilmesi halinde koalisyon kurmaya hazır. Kabul edilmemesi halinde ise gösterdiği çıkış yolu erken seçim. Tıkanma halinde erken seçimden korkulmaması gerektiğini birkaç kez vurgulaması önemliydi.
 
 
HDP'Lİ KOALİSYONA 'ASLA' DİYOR
Bahçeli’nin kesin tutum aldığı bir konu, HDP’li formüllere kapalı olması. CHP’nin geliştirdiği, MHP ve HDP’nin dışarıdan destek vereceği “CHP hükümeti” modelini desteklemelerinin söz konusu olmadığını vurguladı. HDP’nin içinde yer alacağı veya dışarıdan destek olacağı modellerin tümünü reddediyor. Böyle bir hükümet modeline destek vermeyi MHP’nin kuruluş felsefesiyle, idealleriyle, varlık nedeniyle bağdaşmaz bulduğunu anlattı Bahçeli. MHP liderinin bu kararlı tutumu CHP’nin savunduğu muhalefet partilerinin hükümet oluşturması modelini devre dışı bırakıyor.
 
BAHÇELİ BU 4 SEÇENEĞİ BEKLİYOR
MHP lideri, partisi dışındaki koalisyon girişimlerini görmek istiyor. Buna öncelik tanımasının nedeni ise Ak Parti, CHP ve HDP politikalarını özellikle çözüm süreci konusunda birbirine daha yakın görmesi.
 
Bahçeli ve MHP, HDP’yi PKK’nın siyasi alandaki uzantısı olarak görüyor. Bu nedenle HDP’yi “yok” saydıklarını söylüyor. Kendi tutumunu böyle belirledikten sonra, ortaya çıkabilecek koalisyon modellerini, “Ak Parti azınlık hükümeti”, Ak Parti-HDP”, “Ak Parti-CHP-HDP” ve “Ak Parti-CHP” seçenekleri olarak görüyor.
 
AK PARTİ ANCAK MHP'NİN KAPISINI O ZAMAN ÇALABİLİR
Ak Parti’nin bu seçeneklere yönelmesinin bugüne kadar izlenen politikalar bakımından daha öncelikli olduğunu düşünüyor. Bu modellerden biriyle hükümet kurulması halinde MHP’nin ana muhalefet olarak göreve hazır olduğunu vurguluyor. MHP’nin kapısının ancak bu modellerin denenmesi ve hükümet kurulamaması halinde çalınması gerektiği mesajını veriyor.

ERDOĞAN'A KINA GÖNDEREN ŞEHİT BABASI BERAAT ETTİ

  • PDF
şehit babası erdoğana kına
Diyarbakır'da, 16 Kasım 2013 tarihinde Kürt şarkıcı Şivan Perver ile kucaklaştığı için dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 'a hakaret ettiği iddiasıyla 1 yıl hapis cezasına çarptırılan ancak cezası 5 yıl süreyle ertelenen şehit babası Mehmet Gençer, bu kez Erdoğan'a kına gönderdiği için yargılandığı Kırıkkale 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada beraat etti.
 
Savunmasında 'kına göndermek suç mu?' diyen şehit babası ve Şehit Aileleri Federasyonu eski Başkanı Mehmet Gençer, 14 Temmuz 2014 tarihinde eşi Nebahat Gençer ile birlikte Kırıkkale Postanesi'ne giderek, elindeki poşette bulunan ve hacdan getirdiğini söylediği 1 kilo kınayı Erdoğan'ın İstanbul'daki ev adresine gönderdi. Gençer açıklamasında, "Bu yasa ile Hükümet'in T.C. Devleti'ni terör örgütü PKK ile muhatap etmişlerdir" diyerek basın açıklamasında da bulundu. Gençer için Erdoğan'ın ev adresine gönderdiği kınanın hakaret kastı içerdiği gerekçesiyle Kırıkkale 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde bir kamu davası daha açıldı.
 
TÜRK MİLLETİNİN DAVASI
Davanın  ikinci duruşmasına Mehmet Gençer, yanında eşi Nebahat, çocukları Ferhat, Soner ve gelini Handan, avukatı Yavuz Kuzucu ile birlikte geldi. Hakim Timur Demir başkanlığındaki mahkemenin ikinci duruşmasında tanıklar da dinlendi. Hakim Demir sanığın beraatine karar verdi. Mahkeme çıkışı müvekkilinin beraat ettiği kararını açıklayan Avukat Yavuz Kuzucu, "Bu dava sadece Mehmet Gençer ağabeyimizin yargılandığı bir dava değil. Bu davayı, Türk milletinin yargılandığı bir dava olarak görüyorum. Davanın neticesinde müvekkilim Mehmet Gençer beraat etti. Hala bir yerlerden emir almayan bağımsız, tarafsız hakimlerimizin olduğunu görmek bizler için mutluluk verici. Beraat kararını veren hakim ile ilgili yakında 'paralelci' denip, görev yeri değişirse şaşırmayalım. Buradan her türlü baskıya rağmen beraat kararı veren değerli hakimimize teşekkür ediyorum. Bu dava Türk milletinin davasıdır. Mevcut iktidarın PKK'ya vermiş olduğu tavizler, tüm Türk milletini olduğu gibi özellikle yakınlarını, bu ülkenin birlik ve bütünlüğü için şehit vermiş yakınlarını da çileden çıkarmıştır" dedi.
 
PKK SİLAH BIRAKACAK DİYE KANDIRMAKTADIR
Şırnak'ta PKK tarafından 1994 yılında şehit edilen Deniz Piyade Astsubay Serhat Gençer'in babası Mehmet Gençer, beraat kararıyla ilgili olarak, "Ne yazık ki PKK silah bırakacak masalı anlatılıyor. 'PKK yurt dışına çıkacak' masalları ile halkı uyutuyorlar. Çözüm diye halkı kandıranlara Karayılan cevabını vermiştir. Karayılan 'kesin kararlar alınmadıkça, isteklerimiz yerine getirilmedikçe silah bırakmayız' demektedir. AKP bu yolda halkı kandırmaktadır. Ben buradan şehit babası olarak halkıma sesleniyorum. Ey millet; merhum Mehmet Akif'in ifadesiyle 'uyanın artık uyanın'. Eğer bugün susuyorsak, korkup bir kenara siniyorsak, dünü ve yaşananları unutuyorsak, yarın için mücadele etmiyorsak, ülkenin sömürülmesine göz yumuyorsak, ulusal namusumuz ve şerefimizle, bayrağımız ayaklar altına alınırken hiçbir şey olmamış gibi, normal hayatımıza devam ediyorsak, sözün bittiği yerdeyiz. Demek ki bundan sonrası bizim için ölümdür" diye konuştu.
 
MHP 'DEN ADAY ADAYI OLUYOR
Şehit Babası Mehmet Gençer, bir süre önce Ankara'da şehit ailelerinin toplanarak kendisini davet ettiklerini de hatırlattığı açıklamasında, "Benim milletvekili adayı olmamı istediler. Bir şehit babası olarak, milletvekili olarak Meclis'te bir şehit babasının bulunmasını arzu ettiklerini söylediler. Özellikle MHP aday olmamı istedi. Gönlümüzde olan da oydu. Ankara 1'inci Bölgeden milletvekili aday adaylığı için yarın gidip müracaat edeceğim. Başbakana Sayın Erdoğan'a kına gönderen Mehmet Gencer, MHP'den Milletvekili aday adayıdır" diye konuştu.

MİLAD Partisi'nden Ankara Buluşması

  • PDF

milad-partisinden-ankara-bulusmasi

Millet ve Adalet Partisi (MİLAD) Genel Başkanı İdris Naim Şahin ile Eş Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, Ankara buluşmasında vatandaşla bir araya gelerek parti politikası hakkında açıklamalarda bulundu.

Bu Yasa Türkiye’yi Felakete Sürükler

  • PDF

bu-yasa-turkiyeyi-felakete-surukler

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, “Savaşların yiyemediği bu aziz milleti Saray’a tünemiş bir bedbaht yiyip tüketmektedir. Türk milleti iflah olmaz bir despotla, yasa ve anayasa tanımaz bir şahsiyetle yüz yüze kalmıştır. İstenen sistem diktatörlüktür. Türkiye’yi korku parantezine aldın, vatandaşımızı korkuttun. Ama senin de korkacağın, titreyeceğin günler yakındır” diyerek tepki gösterdi.

MHP, Genç İşsizliğe Vurgu Yapacak

  • PDF

mhp-genc-issizlige-vurgu-yapacak

MHP, seçim kampanyasında “işsizlik” konusunu öne çıkaracak. Türkiye’de her dört gençten birinin işsiz olduğuna işaret edilecek olan beyannamede, bölünme tehlikesi de vurgulanacak