P.tesi20112017

SON Güncelleme05:00:40 PM GMT

MANŞET

Göstermelik Kamuoyu Araştırması Fiyaskosu

  • PDF

kamuoyu

Kerimoğlu'na büyük tepki

Bakırköy Belediyesi tarafından düzenlenen 'kamuoyu araştırması”nda tam bir fiyasko yaşandı. 186 bin seçmenli Bakırköy'de sadece 3 bin 458 oy kullanıldı. Bu oyların yaklaşık 2 bininin ise ilçe dışından gelen vatandaşlar tarafından kullanıldığı belirtildi. Bakırköy Belediyesi tarafında günlerce mesaj ve haberlerle duyuru yapmasına karşın katılımın az olmasının sebebinin ise Başkan Bülent Kerimoğlu'na tepki olarak lanse edildi. Kerimoğlu'nun izlediği yanlış politikalar ve seçim döneminde verilen sözlerin yerine getirilmemesi, yaşanan fiyaskonun sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Binlerce Ataköylünün tepki gösterdiği projelere ruhsat veren Bakırköy Belediyesi'nin göstermelik kamuoyu araştırmasına vatandaşlar katılım sağlamayarak Belediyeyi protesto etti.

Bakırköy Belediyesi'nin sürekli olumsuz haberlerle gündeme gelmesi, Bakırköy'ün adının kötü anılmasına neden oluyor.

CHP Genel Merkezi ve İstanbul İl Başkanlığı Uyuyor mu?

Bakırköy Belediyesi'ne tepkiler çığ gibi büyürken, CHP Genel Merkezi ve İstanbul İl Başkanlığı'nın sessiz kalması tepkiye neden oldu. Aylardır Bakırköy Belediyesine yapılan protestoların havada kalması Bakırköylüleri çileden çıkarttı ve CHP Genel Merkezinin duyarsız kalmasına tepki gösteren vatandaşlar : ' CHP Genel Merkezi ve İstanbul İl Başkanlığı Uyuyor mu? ' diyerek isyan ettiler.

Ataköy sahiline Dati Holding tarafından yapılması planlanan mega yat limanı projesinin geleceğine ilişkin Bakırköy Belediyesi tarafından düzenlenen 'kamuoyu araştırması'ndan projeye onay çıktı. Saat 09:00'da başlayan ve 17.00'de sona eren oylamada 3 bin 458 oy kullanıldı. Noter huzurunda sayılan oylamada, sandıktan projeye onay çıktı. bin 988 kişinin 'Evet' oyu kullandığı kamuoyu araştırmasında, bin 451 kişi projeye karşı yönde oy kullandı. 19 oy da, geçersiz sayıldı.

"DIŞARIDAN GELDİLER"

Oylama sırasında bazı vatandaşlar, ikametgah şartı aranmayan oylama için Bakırköy dışında yaşayan vatandaşların otobüslerle getirilerek oy kullandırıldığı iddiasında bulunarak sonuçlara tepki gösterdi.

Kahraman Emniyet Müdürü Çetiner'e Ziyaret

  • PDF

sürmanşet

Sivil Toplum Kuruluşları ve iş adamları, 15 Temmuz Askeri Cunta girişiminde dik duran Bakırköy ilçe Emniyet Müdürü Murat Çetiner’e teşekkür ve moral ziyaretinde bulundular.

15 Temmuz Askeri Cunta darbesini şiddetle kınadıklarını belirten Haymana Group Yönetim Kurulu Başkanı Metin Haymana, Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığına yönelik bu menfur saldırıda hayatını kaybeden tüm şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, tüm yaralılara acil şifalar dilediğini belirtti. Ulusa yönelik bu yaşamsal tehdit karşısında tarihi bir birlik ve beraberlik sergilendiğini söyleyen Haymana, "Darbe girişiminin en önemli ve kritik yerlerinden olan Bakırköy ilçesi, darbe gecesi çok büyük badireler atlattı. Atatürk Havaalanı ve Harp Okulu burada olduğundan dolayı Cuntacılar Bakırköy'de akla hayale gelmeyecek yöntemler denemelerine rağmen Bakırköy ilçe Emniyet Müdürümüz Murat Çetiner'in girişimleri sonucu şükürler olsun ki bu darbe püskürtüldü. Haymana Group Yönetimi olarak Sayın müdürümüze bu dik duruşundan dolayı çok teşekkür ediyoruz" dedi.

Çetiner: “Halkımız bizlere çok büyük moral oldu"

Yapılan ziyaretten dolayı Metin Haymana'ya teşekkür eden Bakırköy İlçe Emniyet Müdürü Murat Çetiner, 15 Temmuz gecesinde yaşananların normal bir polisiye olayı olmadığını belirtti. Son derece zor ve sıkıntılı bir süreç yaşandığını söyleyen Çetiner, "Silahlı kuvvetler içerisinde bulunan ancak silahlı kuvvetlerin genelinin reddettiği, onaylamadığı bir grubun başka bir kısım mihraklarla ittifak ederek ağır silahlar kullanmak suretiyle gerçekleştirmeye çalıştığı bir darbe olayıydı. ilk andan itibaren İstanbul il Emniyet müdürümüz açık, net ve kararlı bir şekilde talimatlarını verdi. Bizler de bütün personellerimizi görev alanlarına çağırarak sağlam durmalarını, asla geri durmamalarını ve herhangi bir kanunsuzluğa müsaade etmemeleri hususunda bir kararlık sergiledik. Darbe gecesinde buraya bir kaç tane tank geldi, zırhlı personel taşıyıcılar geldi. Onların da can güvenliğini sağlayarak göz altına aldık ve şuan için işlemleri devam ediyor. Çünkü bir kısmı konudan bihaber askerler, hiç bir şekilde konu ile ilgileri yok diyebileceğimiz isimler de var tabi bunları da iyi ayrıştırmak lazım, o ayıklamayı da iyi yaptığımızı düşünüyorum. Öte yandan halkımız da bizimle beraberdi bu da bizler için çok sevindirici bir durumdu. Sadece emniyet teşkilatının ortaya koyduğu kararlık değil aynı zamanda vatandaşlarımızın da bize verdiği destek ile yanımızda olması bu darbenin püskürtülmesinde en önemli etken olmuştur" dedi.

Devlet Bahçeli: “FETÖ ne kadar alçak ve şerefsizse PKK da aynısıdır”

  • PDF

devletbahçeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuştu.

Bahçeli yaptığı konuşmada FETÖ ve PKK terör örgütlerine sert cümlelerle yüklenerek "FETÖ ne kadar alçak ve şerefsizse PKK da aynısıdır." ifadelerini kullandı.

TERÖRİSTLER CİRİT ATIYOR

"15 Temmuz'dan sonra 18 polisimiz, 17 de askerimiz terörle mücadele sırasında şehit düşmüştür. 35 vatan evladı FETÖ'nün ortağı PKK tarafından katledilmiştir. FETÖ ne kadar alçak ve şerefsizse PKK da aynısıdır. Şu rezilliğe bakınız ki Türk vatanında teröristler cirit atmaktadır. Son terörist teslim alınıp silahı alınmadıkça bu ülkeye huzur yoktur."

İşte Devlet Bahçeli'nın konuşmasından öne çıkanlar:

TÜRKİYE DARBE GİRİŞİMİNDEN ÇOK ÇEKTİ

"Türkiye, 15 Temmuz FETÖ darbe girşimi sonucu oluşan gerginliği her zaman hissetmerktedir. Normalleşme arayışları istenilen seviyeye gelmemiştir. Türkiye, Dabre girşiminen çok çekmiştir.

BİZ TERÖRİSTLERİ DAĞDA OVADA ARARKEN..

On yıllar boyunca darbelerin, siyasi ve ekonomik enkazlarını kaldırmakla uğraşılmıştır. Hiç darbe 15 Temmuz gibi vahşice olmamıştır. Biz terörristleri dağlarda ve ovalarda ararken, bunlar TSK'nın içerisinde yapılanmışlardır.

FETÖ NE KADAR ALÇAK VE ŞEREFSİZSE PKK DA ÖYLEDİR

Pensilvanyalı teröristler, Türkiye'de iç huzuru bozmak için emir almışlardır. Bu sırada PKK işbaşındadır. Cinayet devriyesindedirler. FETÖ'nün boşluğu PKK tarafından doldurulmaktadır. Ülkemiz boyunduruk altındadır. Her tarafta hain ve melun vardır. 15 Temmuz'dan sonra 18 polisimiz, 17 de askerimiz terörle mücadele sırasında şehit düşmüştür. 35 vatan evladı FETÖ'nün ortağı PKK tarafından katledilmiştir. FETÖ ne kadar alçak ve şerefsizse PKK da aynısıdır. Şu rezilliğe bakınız ki Türk vatanında teröristler cirit atmaktadır. Son terörist teslim alınıp silahı alınmadıkça bu ülkeye huzur yoktur. 15 Temmuz kalkışması PKK tarafından namertçe sürdürülmektedir.

"TÜRKİYE İLK DEFA FETÖ GİBİ BİR DÜŞMANLA KARŞILAŞIYOR

Asker kılığına girmiş teröristler hak ettiklerini almışlardır. Uzun zamandır özlemini çekitğimiz kardeşlik duygusu yıldız gibi parlayarak Tankarlın önnü kesmiştir. FETÖ, Türkiye'yi tuzağa çekmiştir. Türkiye, FETÖ gibi bir düşmanla ilk defa karşılaşmaktadır.

Ancak ülkemizin oldukça kırılgan olduğu dönemde siyasi eleştirmeler bize bir şey kazandırmayacaktır. Eski defterlerin sayfalarını kaldırmak bize göre faydasızdır. Siyasi kamplaşma ve çekişmeler bu sıralar en çok uzak durmamız gereken mayınlı alandır.

TÜRK MİLLETİ KİMLİĞİNDE BULUŞULMALIDIR

Türk milleti kimliğinde buluşulmalıdır. Başkentine ateş yağan bir ülkenin başka yapacağı bir şey yoktur. MHP yeni bir parti değildir. Türkiye için düşündükleri bellidir. Türkiye'nin üzerinde oynanan stratejik oyunların farkındayız. Bu konularda duruş ve görüş icraatlarıyla milli meselelerin en yakın takipçisi olduk. Kamuoyu partimizin ne yapacağına dikkat kesilmiş ve temel meselelerde kritik görevler üstlenmiştir.

BİZ TÜRKİYE SEVDALISIYIZ

15 Temmuz'daki hain girişime hayır diyen MHP'dir. Bizim yerli ve milli oluşumuz lafta değildir. Biz bu vatanı karşılıksız sevdik derken kalpten söylüyorduk. MHP, Türk İslam ülküsünün şeref nişanesidir. Türkiye kimsesiz ve metruk bir ülke değildir. Türkiye'nin ihtiyacı kimlikleri buluşturan, dirliği bozmak isteyenlere hak ettiği dersi veren iktidar anlayışıdır. Biz Türkiye sevdalısıyız. Bugünkü ortamda siyasi çetele tutmayız. Türkiye adeta adı konmamış bir savaştadır. Son günlerde yaşadıklarımız olağanüstü niteliktedir. FETÖ ve PKK saldırıları nasıl bir tehditle yüzyüze geldiğimizi göstermektedir. 680 vatan evladı şehit olmuştur. Felaket tablosu karşımızda, milli güvenliğimiz alarm zilleri çalmaktadır.

ABD NEDEN ÇELİŞKİLİ MESAJLAR VERDİ?

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı'nın sözleri, Yunanistan'da FETÖ'cülerin yanında yabancı bir istihbaratçı olduğu söylenmektedir. Türkiye'ye gelen ABD Genel Kurmay Başkanı'nın bunlara cevap vermek zorundadır. ABD niye 15 Temmuz'a karşı çelişkili mesajlar vermiştir? ABD, Suudi Arabistan'ın darbe girişiminden önceden haberi var mıydı? Papa'nın Türkiye'de ne olduğundan emin değilim sözleri nasıl yorumlanmaktadır?

ABD MEHDİ SANAN MECZUBU TÜRKİYE'YE İADE ETMELİ

FETÖ ihanetiyle 239 vatan evladı şehit olmuştur. Başka bir ülkenin devlet başkanı darbe girişimini kınayamamıştır. Bunlarda yüz yoktur, vicdanları kurumuştur. ABD'de FETÖ melanetini kayıtsız ve şartsız lanetliyorsa, kendisini mehdi sanan meczubu Türkiye'ye iade eder. Bunun sızlanması yoktu, kabulü de mümkün değildir. Delil 15 Temmuz gecesidir, delil, darbeci teröristlerin rezil ifadeleridir, delil 1 dolarlardır, delil cinayet uçuşlarıdır. ABD Genel Kurmay Başkanı gelmişken Gölbaşı'ndaki Özel Harekat'a giderse, bu hainlerin eselerini göreceklerdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Pensilvanya'daki şarlatan

  • PDF

erdoğan pensilvanya fetö

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz Gündemli Olağanüstü Din Şurası'nda konuştu. Erdoğan, "Rahmetli Özal, Demirel, Ecevit hatta biz de bu yapıya zamanında iyi niyetle destek olduk" dedi.

Erdoğan, "Bu salondan ilan ediyorum. Şu saatten sonra Pensilvanya'daki şarlatanın, teröristbaşının hezeyanlarına kulak vermeye devam eden herkes, başına gelecekleri peşinen kabul etmiş demektir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Bilkent Otel'de, "15 Temmuz Darbe Girişimi ve Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi" gündemi ile toplanan Olağanüstü Din Şurası'nın açılışına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan şuranın açılışında konuştu. "Rahmetli Özal, Ecevit hatta biz de bu yapıya zamanında iyi niyetle destek olduk" diyen Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:

40 YILDIR VİRÜS GİBİ YAŞADILAR

Bilindiği gibi ülkemiz son 3 yıldır çok önemli gelişmelere sahne oluyor. 15 Temmuz gecesi yaşadığımız silahlı darbe girişimi bu sürecin en kanlı, en cüretli boyutunu teşkil etmiştir. Devlet ve millet olarak bekaamızı yakından ilgilendiren bu olayın odağında yer alan FETÖ, kendisini bir dini yapı, bir cemaat, bir eğtim-öğretim hizmetinde bulunan bir yapı olarak göstermesiydi. Bu hain yapının 40 yıldır toplumumuz içinde toplumumuz içinde virüs gibi yaşayabilmesi işte bu dini değerleri öne çıkaran kimliğiyle olmuştur.'Bunlar silahlı bir örgüt değil' diye duyardık. Biz 'Yanlış tespit içindesiniz. Bunlar silahı vakti geldiğinde en iyi kullabilecek örgüttü' diyorduk. Silahlı kuvvetler içinde örgütlenmiş, oradaki silahları millete doğrultabilecek bir örgüttür. İnanmıyordu. Bunu kalkıp meydanlarda söyleyebilecek noktada değildik. Özel toplantılarda yaptığımız görüşmelerdi. Şimdi o dostlar 'Haklıymışsın' demeye başladılar.

BİZ DE DESTEK OLDUK...'

Milletimiz meşrebi ne olursa olsun, Allah diyen, peygamber diyen, hayır için çalışan herkesi, her grubu bu yapıya hüsniyye ile yaklaşmıştır. Tek parti döneminden itibaren irtica paranoyasıyla dini cemaatlerin üzerine gidildiği dönemde, bu yapı da milletimizin kolları, kanatları altında varlığını sürdürmüştür.
Özel, Demirel, Ecevit ve bizler, farklı görüşten siyasetçiler olmamıza rağmen bu yapıya destek olduk. Ben de katılmadığım pek çok yönleri olmasına rağmen herkesim gibi yardımcı oldum. Bu kesimin de istifade etmesini sağladık. Yapının başındaki kişi üzerindeki tereddütlerimize rağmen, eğitim, yardım, dayanışma faaliyetleri için müsamaha gösterdik. Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Bir ortak yanımız var dedik. Aslında bu yapının bambaşka niyetleri, aracı, örtüsü olduğunu uzun süre görmedik, göremedik. Asılına bakılırsa 2010 yılından itibaren bu tespiti paylaştığım üst kademe yöneticisi arkadaşlarım oldu. Tavrımız değişti. 2012 yılından sonra rezervlerimizi çok açık koymuştuk. Bu dönemde hızlanan TSK'ya yönelik operasyonlar ve davalarla ilgili ciddi şüphelerim oluştu. Uzun yıllar birlikte çalıştığım komutanlara yönelik suçlamalar beni ikna etmiyordu. Meseleyi kendi arkadaşlarımıza dahi anlatmakta güçlük çekiyorduk.

'17-25 ARALIK BU ÖRGÜTÜN GERÇEK YÜZÜNÜ ORTAYA KOYDU' 

17-25 Aralık darbe girişimi bu örgütün yüzünü ortaya koyan hamle oldu. Her şey ortadayken, en başına şahsımı, altıma Binali Bey, aynı şekilde Enerji Bakanımız, aynı şekilde oğlum, birkaç tane işadamı bu örgütün çatısında görülen isimler oldu. Bunu dahi anlatırken, birçok arkadaşlarımız yine inanmıyordu. 'Bunlar böyle şey içinde girmez. Etmeyin.' Hala inanmayanların da olduğunu biliyorum. Hala maalesef bakıyor ama görmüyor olanları da görüyorum. Bu noktadan sonra artık şüphe dönemi bitti, mücadele dönemi başladı. 

'ÖNLEM ALMASAYDIK...'

Şayet 17-25 Aralık sonrasında aldığımız önlemler olmasaydı, özellikle yargıda aldığımız önlemler olmasaydı bu darbe girişimi muhtemelen sadece Silahlı Kuvveler içindeki bir grup silahlı teröristin  değil, polisiyle, yargısıyla, bürokrasinin diğer unsurlarının katılımıyla çok  daha büyük bir tehdit olarak karşımıza çıkacaktı. Her şeye rağmen, bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökmemiş olmanın üzüntüsü  içindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız  olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin

'ONLAR BU MİLLETİ TANIMAMIŞLAR'

15 Temmuz milletçe maruz kaldığımız yakın tarihimizin en büyük sıkıntılarından biriydi. 79 milyon hep birlikte cesaretle, metanetle, dirayetle yürüttüğümüz mücadele ile bu sıkıntıyı defettik. 15 Temmuz gecesi ne kadar kara başladıysa, sabahı da o derece aydınlık sonuçlanmıştır. Artık bir yandan ülkemize ve milletimize yönelen bunların müsebbiblerinde hesap sorma zamanıdır.Şimdi sözde profesör diyor ya 'Sokağa çıkmazlar' diye. Onlar bu milleti tanımamış. Ama ben milletime inanmıştım. Milletime inandığım için de meydanlara, havalimanlarına davet etmiştim. Rodos Adası'na gidrerek değil, sizin içinizde olarak demiştim.

İstanbul Atatürk Havalimanı'na indiğimizde, aprona onbinlerce insanın nasıl yığıldığını görmüştük. Bu millet büyük millet, imanı hakikaten güçlü bir millet. Örneğini gördük. Darbeler tarihi bu milleti farklı anlatacak. Silahlar, F-16'lar, F-4'ler yürüyecek, buna karşı elinde bayrağıyla duran bir millet. Bazıları bölücü PKK ile özdeş hale getiriyor. Ne alakası var? PKK'nın elinde doğru dürüst silah bile yok. Ama FETÖ, milletin vergileriyle alınmış olan F-16'larla, F-4'lerle, helikopterlerle milletine kurşun, bomba yağdırıyor. Yeri gelince zaten beraberler. Onların seçim karargahlarında nasıl beraber olduklarını giyimleriyle, kuşamlarıyla biliyoruz. Onların seçim karargahlarında beraber olduğunu görüyorduk, biliyorduk, tanıyoruz. Nerede, kimle, nasıl hareket edecekleri belliydi.

'BUNDAN SONRA PENSİNVANYA'DAKİ ŞARLATANIN...'

Bu salondan ilan ediyorum, şu saatten sonra Pensilvanya'daki şarlatanın, terörist başının hezeyanlarına kulak veren herkes başına gelecekleri kabul etmiş demektir.FETÖ mensuplarının bu yapıya bağlılıklarında samimi olmaları onların haklılığı değil, itikadi olarak yanlış yolda olduklarını gösterir. Kuran-ı Kerim'de onlarca aklımızı kullanmamızı emrediyor. Aklını Allah'a değil, ABD'de yaşayan bir faniye ipotek ediyorsa, artık onun için yapacak bir şey kalmamıştır. Herkes kendi yolunda gitmekte serbesttir. Biz ikazımızı yerine getirdik. Bundan sonra artık tabanı ibadette bile çekinmeye başlıyoruz. O görevi yerine getirmekte bile endişe edenler var. Aklını, vicdanını, her şeyini böyle bir şarlatana ipotek eden birisine ben şüpheyle bakıyorum. Bundan sonra her anlamda mücadele, hesap sorma günüdür. 

'YÜZÜNE TÜKÜRSEN YAĞMUR YAĞDI DİYEN SAPKINLAR DAVASI HALİNE DÖNÜŞTÜ '

Tabi bu yapının en önemli özelliği tedbir ve takiye adı altında ikiyüzlülüğü, yalanı, riyayı, ruhsuzluğu karakter haline dönüştürmesidir. Yüzlerine tükürseni yağmur yağdı diyen, kendi aile mahremiyetlerine dahi saygısı olmayan sapkınların davası haline dönmüştür.Din tektir. Bir ihanet şebekesinin dini motifleri kullanması onu masum göstermeye yeterli olabilir mi?

'PİŞMAN OLDUKLARINI SÖYLEYENLERE KARŞI CİDDİ TEREDDÜTLERİMİZ VAR!'

Pişman olduklarını söyleyenler konusunda ciddi tereddütlerimiz var. Gerçekten pişman mı oldular? Yoksa ihanet şebekesinin, riyakarlığı içindeler mi, anlamakta zorlanıyoruz. Hiç kusura bakmasınlar gardımızı indirmeyeceğiz. Çünkü mümin bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz. Hırsızlık kötüdür, ama en büyük hırsızlık insanların dinini, inancını, ümidini çalmaktır. FETÖ tarihin en büyük hırsızlık şebekesi olarak onbinlerce insanın geleceğini çalmıştır. İsmailiye mezhebinden çıkan Haşhaşiler bunun en çarpıcı örneğidir. FETÖ gibi iyi eğitimli, kariyer sahibi, kendisini gizlemeyi bilen kişilerden oluşuyordu. Bu durum aynı kişilerin zamanı geldiğinde liderlerinden emir aldıklarında canlı bombaya, suikastçıya dönmesinden çekinmezlerdir.

'İNFAZLARI VAR'

Bunların faili meçhul infazları var. Hepsi çıkıyor. Vatandaşında F-16'larla bomba yağdıranların bir insanın ölümünden tüm insanlığın ölümü murat edildiğine göre başka bir şey beklenebilir mi? İşte TBMM bombalandı, Külliye bombalandı, bir hanım kardeşimizin başı vücudundan ayrıldı ve kongre merkezimizin çatısından aldık. Bunun dinimizde yeri var mı? Kime karşı yapıyor bunu? Rastgele oradaki toplum üzerine bomba yağdırıyorsun. Fakat buna rağmen aileleriyle görüştüğünüz zaman hiçbirisi ne oldu demiyor. Hala canımız bu yola feda olsun. Bu bir dava için, bir inanç için yapılır. Bu çok basit bir olay değil. 238 şehit basit bir olay değil. 

'OKULLARINA EL KOYDU ÇÜNKÜ...'
Bu yapının kan kona, kin kokan, vahşey kokan yüzünü görmezden gelip hala eğitim, öğretim, hizmet, yardım diyenin ya gözü görmüyordu, ya kalbi kapalıydı. O yüzden okullarına el koyduk. Hepsini de onlara referans olan üniversitelere devrettik.
TSK'da da askeri liseleri kapattık. Bundan sonra tüm liselerden artık harp okullarına girme şansı doğmuştur. Harp okullarının çatısında Milli Savunma Üniversitesini kurduk, artık harp akademilerini de kaldırıp onun yerine lisans eğitimi veren lisansüstü bir üniversite haline gelmek suretiyle sistemi bu şekilde reforme edip adım atmış oluyoruz.

Jandarmayı İçişleri Bakanlığı'na bağladık. Jandarmanın sistematiğini de polisinki gibi dönüştürdük. Dün akşam son altyapı ile ilgili adımları attık 48 saat içinde yeni görevlendirmelerle jandarma camiasındaki arkadaşlarımız çalışmalarına başlayacak. Silahlı kuvvetlerimizdeki çalışma süreci başlayacak.17-25 Aralık'tan beri birilerinin dilinde, 'Aman Başbakan'ım', şimdi de 'Aman Cumhurbaşkanım'. 15 Temmuz'da 238 masumu katleden bu katillere hala masumiyet atfetmek gayrettullaha dokunur. Asıl bunca insanın zihnini ve kalbini karartmak, mankurtlaştırmak gayrettulaha dokunur. Hedefte sadece FETÖ yoktur, bölücü terör örgütü de hedefimizdedir.
Ben milletimizin bu terör örgütüne prim vereceğine inanmıyorum. Biz kardeşiz. Ama bunları en ideal işleyecek olanlar bölgedeki kanaat önderleri ve imam, müeezin kardeşlerim.15 Temmuz gecesi minarelerden selalar okunmasaydı, o manevi hava eksik kalırdı. Birilerini de rahatsız etti. İzmir'de müezzine saldıranlar oldu. Biz de yolumuza kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Bu musibet bizim için bir fırsat olmuştur. 1400 yıllık birikimi en güzel şekilde değerlendirerek, bünyemizi kontrolden geçirecek, hatalarımızı düzeltecek bir süreci başlatmalıyız. Bunu bugün yapmazsak, yarın benzer sapkınlıklarla mücadele ederiz. Bu millet ne şanlı bir millet. Ülkemizin birikimlerine sahip çıkarak, dini, etnik, ideolojik tehdide karşı vahdette birleşmeliyiz.

'BATI DARBECİLERİN YANINDA YER ALDI'

Bu mücadelede Batı yanımızda yer almadı. Onlar darbecilerin yanında yer aldı. Ebedi aleme göçen bir dostum bana 'Onların tankları, topları varsa, kuzum bizim de Allah'ımız var' demişti.

İlker Başbuğ: 15 Temmuz'u bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum

  • PDF
ilker başbuğ
CNN TÜRK'te Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtlayan 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, "15 Temmuz'u bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum" dedi. Başbuğ, darbe girişiminin ana omurgasının Gülen Cemaati olduğunu ama toplamda üç grup olduğunu ifade etti.
 
İlker Başbuğ'un açıklamasından satır başları:
 
15 Temmuz'u bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum, 15 Temmuz TSK'ya sızan cemaatin silahlı darbesidir. 15 Temmuz bugüne kadar yaşanan darbelerle aynı havuzda değil.
 
15 Temmuz'u planlayan uygulayan ana iskelet cemaattir. Bu kalkışmaya müdahalede gecikenlerin hepsi cemaatçi olmayabilir.
 
3 grup var
 
15 Temmuz kalkışmasının arkasında planlayan, yöneten, kurgulayan ana isim Cemaat’tir. İkincisi büyük bir ihtimalle anında yapması gereken hareketi yapmayanlar, gecikenler, tereddüde düşenler… Bunlar cemaatçi mi hayır. Böyle bir grup da var bunların içinde. Üçüncü grup ise cemaatçi olmamasına rağmen buradan istifade etmek isteyen bazı insanlar olabilir.
 
Başbuğ, TSK’ya sızan FETÖ unsurlarının askeri darbelerdeki gibi kendi başına bu hareketi yapmadığını söyleyerek, “Kendilerine özgü hedef ve amaçları mı var? Dışarıdan bu hareketi yönlendirenlerin hedef ve amaçları var” diye konuştu.
 
Darbe girişimi TSK kaynaklıymış gibi tedavi edilmeye çalışılıyor.
 
MİT Müsteşarının sivil olmasıyla MİT, TSK'dan tamamen çekildi.
 
TSK, kışla dışındaki askerlerin izleyemiyor, bunu MİT yapmalı. TSK'nın FETÖ'yü izlemek için yeterli istihbarat imkanı yok.
 
MİT'te asker varken, TSK cemaatle mücadale edebiliyordu.
 
Turgut Özal zamanında oldu
 
Cemaatin TSK'ya sızması 70'li yıllara kadar gidiyor. Cemaatin asıl güçlenmesi Turgut Özal zamanında oldu. Bülent Ecevit de sempatiyle bakıyordu. Yine Tansu Çiller döneminde de böyleydi. Erbakan'ın cemaatle mesafeli olduğunu görüyoruz. 2002-2007 dönemi ayrı bör dönem. Cemaatle iyi geçinelim, ama TSK'ya çatışmaya girmeyelim dönemi. Genelkurmay Başkanı iken bugün bu tehdit bize yarın size demiştim.
 
2011'de kırılma başlıyor
 
2011'de AKP'nin cemaatle ilişkilerin kırılma yaşadığı dönem. Haziran seçimlerinde yazılan çizilenlere bakarsak cemaat, AK Parti'den kontenjan istiyor. O zaman Başbakan diyor ki bir dakika. Vermiyor biliyorsunuz. Kırılma başladı.
 
Fenerbahçe inanılmaz direndi
 
6 Ocak 2012'de ben tutuklanıyorum. Ha benden evvel bir olay daha var. 3 Temmuz 2011'de önce Fenerbahçe'ye şike davası açıldı. Bu süreçte dik duran gerçek mücadale yapan her boyutuyla ama başkanından son taraftarına kadar Fenerbahçe inanılmaz tarihi bir direniş, birlik ve beraberlik gösterdi. Bunu her zaman ifade ederim.
 
Tutuklanmamdaki mesaj Başbakan'aydı
 
Benim tutuklanmam birilerine mesajdır. Tutuklanmamdaki mesaj Başbakan'aydı. Bir ay sonra 7 Şubat MİT olayı patladı. Artık AK Parti ile cemaatin kopma aşamasına geldiğini görüyoruz.
 
2012-2016 arasında Erdoğan, cemaate karşı tek başına savaş verdi.
 
15 Temmuz'da komuta kademesi iyi bir sınav veremedi. Bazır erlere ve subaylara ait görüntüler rahatsız ediciydi. 15 Temmuz'un incelenmesi bağımsız bir kuruma verilebilir.
 
Bu darbeye kalkışan cemaat, Kendi din anlayışlarına uygun bir devlet sistemi kuracaktı. Burada hedef TSK'ydı. Bu kalkışmada dış destek de var. Olmaması işin tabiatına aykırı.
 
Gülen nerede yaşıyor. ABD'de. Orada o imkanları sağlayan kim? CIA. Bu istihbarat örgütü ona ABD'de kalma iznini boşuna mı vardı. İstihbaratın onu kullanmayacağını mı düşünüyorsunuz?
 
Kumpaslarla TSK itibarını kaybetmedi, gücünü kaybetti.
 
ABD, Gülen'i iade ederse...
 
İlker Başbuğ, darbe girişiminin hedefinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu, Fethullah Gülen’in kullanım süresinin bitip bitmediği sorusuna Başbuğ, “Onu zaman gösterecek, bilemem” dedi. İlker Başbuğ, “ABD Gülen’i iade etmezse demek ki kullanmaya devam edeceksiniz. Ederseniz demek ki kullanım tarihi bitti” diye konuştu. İlker Başbuğ, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Hududi’nin FETÖ mensubu olduğu konusunda ise şüphesi olduğunu söyledi.
 
TSK'daki yeni yapılanma
 
Komutanlıkların bakanlığa bağlanması emir komuta birliğini bozar. Emir komuta birliğini perişan ederseniz, o orduyu perişan edersiniz. Genelkurmay Başkanlığı'nın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanıp bağlanması tartışılabilir. Ordunun gücü dağıtılmaya çalışılıyor, ama bu tehlikeli. TSK'yı daha da güçlendirmeniz lazım. Ama bu kanun hükmünde kararname ile güçlenmiyor, güçsüzleniyor.