Thu19102017

SON Güncelleme05:00:40 PM GMT

Genç Yönetmen Hakan Akın'dan Yeni Bir Film: GERÇEĞE DÖNÜŞ

  • PDF
RÖPORTAJ
Sinema, izleyici açısından bazen bir eğlence şekli, bazen de alışkanlıktır ancak;  sinemayı yaşam tarzı haline getirenler için gerçek bir tutku halini alır. Genç yönetmen Hakan Akın da bu tutkuyu en yoğun yaşayanlardan biri. İmkanları zorlayarak çektiği ilk 3 filmi de büyük ilgi gören Akın, sinema yolculuğunu ve sinemaya gönül veren yönetmen adaylarına cesaret veren başarı öyküsünü anlattı. 
 
 Türkiye'de kısa film bilincinin henüz tam oturmadığını ancak gençlerin ilgisi ve kendilerini geliştirmesi ile belli bir noktaya gelmenin mümkün olduğunu belirten Akın, sözlerine şu şekilde başladı: "Öncelikle bu benim ilk röportajım ve "ilk olan gönüldendir" demiş büyüklerimiz. Gönülden geçenlerin paylaşıldığı samimi bir söyleşi olacağına inanıyorum. 16 seneden beri İsviçre'de yaşıyorum. Sanata ve emeğe değer verilen bir toplumda yaşıyor olmanın etkisiyle, çocukluğumdan beri sinemaya olan ilgim ve tutkum birleşince ortaya bu tablo çıkıyor.  Aslında doğduğum günden beri  kendi kafamda hayata bakarken film kuran biriydim...  Bazen insanın kendini bulmasi icin kendi fikirleri ve dünya hakkındaki düsünceleri kesinlikle içeride ya da dışarıda bir panoramada görmesi lazim. Bir an bunu yapmaya basladim, panoramaya baktim ve gördügüm şeylerde Hakan Akın yazıyordu," işte bu benim" dedim ve yolculuğum başladı..."
 
Sektöre girişim, aya ayak basmak gibi oldu
"Sinemaya ilgim her zaman vardı ama imkanlarım yeterli olmadığı için bu ilgiyi uzun yıllar boyunca müzik yaparak bastırdım diyebiliriz. Bir süre sonra yaptığım müziklerin beni sinemaya daha da yaklaştırdığını hissettim ve ilk adımı atmaya karar verdim.  İlk kısa filmim Şizoid'i fotoğraf makinasıyla kamera arasında bir cihazla çektim. Hepimizin amatör bir ruhla çalıştığı, akrabalarım ve arkadaşlarımdan oluşan bir ekiple çektiğimiz Şizoid, beklentilerimizin üzerinde bir ilgi gördü ve kisafilmim.org internet sitesinde uluslararası ve yerli kısa filmler olmak üzere 60 filmden en çok izlenenler arasinda ilk 3'e girdi. Bunun verdiği cesaretle ilk uzun metraj filmim  "Melek Tozu" ve  3.filmim "Gerçeğe Dönüş" ile uzayda aya ayak basar gibi sektöre adım attım. Son filmimde ünlü oyuncularla güzel bi iş çıkardık, devamı da gelecektir."
 
Aslında her 4 kisiden biri Şizoid 
 
2'si kısa biri uzun metraj olmak üzere toplam 3 filmi bir yıl içerisinde ortaya koydum. Bu kadar hızlı gelişme göstereceğimi kendim bilr tahmin edemezdim. Özellikle Şizoid'i çekmemde 2 önemli konu etken oldu. Bunlardan biri tanıştığım ve gözlemlediğim neredeyse her 4 kişiden birinde şizoid eğilimi olduğunu görmem, diğeri ise Hz.Mevlana, Leonardo da Vinci, Dante,  Abraham Llincoln gibi dünya tarihine adını yazdırmış isimlerin şizoid yönlerinden hiç bahsedilmiyor olması. İnsanlık gün geçtikçe daha da cahil bir ırka dönüşüyor. Ben dünyanın kurtuluşunun bu yüce ruhlu insanların öğretilerinde olduğuna inanıyorum ve asırlar sonrasında bile onlarla aynı kaygıyı taşıyorum. Şizoidliği anlatmaktaki amacım, bu zihinsel yapıdaki insanların, aslında hepimizin yalnız olmadığını göstermek ve bu da bizi şizoid yapmaz...
 
Gerçeğe Dönüş, biraz merak uyandırsın...
Son filmimiz Gerçeğe Dönüş'ün benim açımdan maddi manevi zorlayıcı bir proje olduğunu söyleyebilirim. Yeni projelerimde daha profesyonel şartlarda çalışmak istiyorum,  yapımcı arayışım ve görüşmelerim devam ediyor. Filmin konusuna gelince, kaybeden herkese dokunan bir hikayeden bahsediyoruz. Mekan seçimlermizi de filmin konusu ve kurgusuna göre nostaljik ortamlardan oluşturduk. Detayları yayınlandığında hep birlikte görelim, şimdilik biraz merak uyandırsın...
 
Başrolde, Sadri Alışık tiyatrosundan eğitim almış ve televizyon dizilerinde de boy göstermeye başlayan genç oyuncu Furkan Çalışal var. Kadın başrolümüz yine tiyatro kökenli bir oyuncu olan Uhde Sevda Ulusu. Joker oyuncumuz Ayhan Eroğlu'nu tanıtmaya gerek yok sanırım, sinemaseverler kendisini tanır. Ekip arkadaşlarımız Alihan İspiroğlu, tiyatro eğitimli oyuncumuz Buğra Oğulcan ve sektörden olmamasına rağmen başarı mücadelemize destek veren Kadir Bektaş'a da teşekkür etmek istiyorum. Bu sadece bir proje değil, gönül işi. Yanımda olan herkese ayrı ayrı teşekkürler. 
 
Alihan İspiroğlu hakkında özellikle belirtmek istediğim bir gerçek var. Kendisi sanata ve sinemaya benimle aynı çerçeveden baktığına inandığım nadir insanlardan biridir. Yönetmenlik yolculuğumda en büyük destekçilerimden biridir ve Türkiye'de çekim imkanları ve ekip konularında sonsuz destek vermiştir. "Önce usül" diyen ve bunu en iyi şekilde hayata geçiren Alihan İspiroğlu'nun tüm bilgisini transfer ettikten sonra "ben gerçek bir yönetmenim" diyebileceğime inanıyorum. 
 
Farklı olmayan herşey benim için çöptür
Türkiye'de ne yazık ki kısa film bilinci yok. En büyük yapımcılar bile bir burjuva kitlesi kurmuş, adına da sanat diyip milletin kalbini ve beynini hipnoz eder hale gelmişler.  Kimse bu konuda kusura bakmasın ama Çagan Irmak haricinde farklılık yaratmaya çalışan kimseyi göremiyorum. Ben böyle kalıp içinde yaşayan bir film dünyasi görmedim ve bu kalıp beni çok rahatsız ediyor. Ülkemizde artık Quentin Tarantino'yu kabul ettirecek ya da anlayacak, vitamin alan beyinler olmalıdır.  Biz farklı şeyler yaptık ve bu farkı insanlara anlatma beklentisi içindeyim çünkü kendini ya da başka yapıtları tekrar eden her şey benim için çöpten farksızdır. 
 
Türk izleyicisinden isteğim, film seçimlerini yaparken popüler kültür ürünlerinden ya da dayatılan korku, romantik komedi gibi türlerden sıyrılıp sinemanın özünü bulsunlar. Hiçbirşey olmazsa Yeşilçam filmlerini izlesinler. Türk sinemasının özünü tanımanın ve yeniliklere açık olmanın hem izleyiciye hem de sektöre çok büyük katkısı olacaktır. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile