P.tesi20112017

SON Güncelleme05:00:40 PM GMT

KÜLTÜR SANAT

Montreal Film Festivali’nde 11 Türk filmi

  • PDF
festival
Sinema dünyasının prestijli festivallerinden Montreal Uluslararası Film Festivali’ne konuk ülke olarak katılan Türkiye, 11 filmle sinemaseverlerin karşısına çıktı.
 
Montreal’de bu yıl 40. yılı kutlanan festivale katılan 11 Türk filmi ve Türkiye'nin "konuk ülke" olması dolayısıyla resepsiyon verildi.
 
Türkiye’nin Ottawa Büyükelçisi Selçuk Ünal ve Toronto Kültür ve Turizm Ataşesi Derya Şerbetçi’nin ev sahipliğinde verilen resepsiyona Türkiye’den yönetmenler Bedir Afşin ve Gözde Kural, prodüktör Gökçe Işıl Tuna ve oyuncu Öykü Karayel katıldı.
 
Kanadalı film eleştirmenleri ve sanat dünyasının ilgi gösterdiği resepsiyonda konuşan Büyükelçi Ünal, geçen yıl 100 yaşına giren Türk sinemasının, dünyanın en hızlı gelişen sinemalarından biri olduğunu söyledi.
 
Ünal, "Türk sineması son yıllarda büyük başarılar kazandı. Türk filmleri, dünyanın önemli festivallerinden ödüller aldı. Bugün artık Türk sinema sektörü 3 milyar lirayı aşan büyüklüğüyle geçtiğimiz 10 yıla oranla iki kat fazla film üretir hale geldi. Türk sineması, Türkiye'nin hikayesini tüm dünyaya aktarıyor. Türkiye, ABD ve Hindistan'dan sonra film üretiminde dünyada üçüncü ülke konumundadır." dedi.
 
Festival programında yer alan Türk filmlerinden "Toz" ve "Yemekteydik ve Karar Verdim" adlı filmlerin dünya prömiyeri de festivalde yapıldı.
 
Isabelle Adjani ve Willem Dafoe gibi dünyaca ünlü Hollywood yıldızlarının da katılacağı festivalde, yönetmen Seren Yüce'nin "Rüzgarda Salınan Nilüfer" filmi "World Film Competition" bölümünde, yönetmen Hande Gözde Kural'ın "Toz" filmi ile yönetmen Görkem Yeltan'ın "Yemekteydik ve Karar Verdim" filmi "First Films" bölümünde, yönetmen Can Yücel'in "Yaktın Beni" filmi ise "Regard” bölümünde ödül için yarışacak.
 
Türkiye’nin "konuk ülke" olmasından dolayı yapılacak "Turkish Film Focus" bölümünde ise yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın "Kasaba" ve "Koza", Ufuk Bayraktar'ın "Kümes", Emre Konuk'un "Çırak", Bedir Afşin'in "Son Kuşlar" filmleri ile Türk sinemasının mihenk taşlarından yönetmen Ömer Lütfi Akad'ın önemli klasikleri "Vesikalı Yarim" ve "Gelin" filmi sinemaseverlerle buluşacak.
 
Festival, 5 Eylül'e kadar devam edecek.

'Bir Liderin Doğuşu' kitabına Bosna Hersek'te büyük ilgi

  • PDF

receptayyip erdoğan kitap

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yaşantısını konu olan “Bir Liderin Doğuşu: Recep Tayyip Erdoğan” isimli kitabın Boşnakça basımının tanıtımı, Bosna Hersek'in Doboj şehri yakınlarındaki Kotorosko'da yapıldı.

Bosna Hersek'te faaliyet gösteren Dostluk Köprüleri Derneği tarafından düzenlenen tanıtım törenine, Bosna Hersekli vatandaşlar büyük ilgi gösterdi.

Gazi Hüsrev Bey Medresesi İslam ve Sosyoloji Tarihi Öğretmeni Mustafa Spahic, burada yaptığı konuşmada, geçen on yılda Türkiye'nin ekonomi ve turizm alanında büyük güç yakaladığını belirterek, "Türkiye'de yapılmaya çalışılan ama başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimi halkın iradesini de hedef almıştır. Erdoğan demek özgürlük, bağımsızlık, egemenlik ve gelişim demektir." dedi.

Türkiye'nin Müslüman devletler arasında en gelişmiş ülke olduğuna işaret eden Spahic, Erdoğan'ı siyaset adamı ve vatandaş olarak her yönüyle anlatan kitabın mutlaka okunması gerektiğini söyledi.

Kitap tanıtımına katılan Sevlid Hurtic de "Kitabı her okuduğunuzda Erdoğan'ın yeni bir fikriyle tanışıyorsunuz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğu zaman tehdit edildi ama mücadeleyi bırakmadı. Ardından başbakan ve cumhurbaşkanlığı görevlerinde Türkiye'nin ne derece büyük bir potansiyele sahip olduğunu tüm dünyaya gösterdi." diye konuştu.

Hüseyin Besli ve Ömer Özbay tarafından kaleme alınan “Bir Liderin Doğuşu: Recep Tayyip Erdoğan” isimli kitabın Boşnakça basımı, Dobra Knjiga Yayınevi tarafından 2011 yılında yapılmıştı.

Tanrıdağı'nın Çocuklarından SELAM GETİRDİK!

  • PDF

tanrı dağının çocukları grup göktürkler alperen kekilli bilge kağan kara

Türkülere yeniden hayat veren, kitlelerin özgün müziğe bakış açısını değiştirecek çalışmalara imza atan Grup Göktürkler, başarı basamaklarını tırmanmaya devam ediyor. Grup Göktürkler'in üyeleri Alperen Kekilli ve Bilge Kağan Kara ile gerçekleştirdiğimiz ve 2015 yılı sonlarında gazetemizde yayınlanan röportaj büyük ilgi görmüştü. O günden bu yana Grup Göktürkler neler yapıyor, hangi projelere imza attılar? Siz değerli okurlarımız için sanatın, müziğin ve ülke gündeminin harmanlandığı keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

2016'nın ilk 5 ayını geride bırakıyoruz. Grup Göktürkler için bu dönem nasıl geçti?

Ülkemizin içinde bulunduğu durum malum. Artan terör olayları,her gün gelen şehit haberleri bizleri derinden üzüyor ve etkiliyor. Bu sebepten 2015 haziran ayından 2016 Mart ayına kadar tüm etkinliklere ve konserlere ara vermiştik . Mart ayında Bayırbucak'taki Türkmen kardeşlerimize yardım için Ülkü Ocakları Genel Merkezi ''Bayırbucak'tan Ötüken'e bir Millet uyanıyor'' isimli konser turnesi düzenledi ve bu turnede biz de yer aldık. Yurdumuzun bir çok yerinde konserlerimiz oldu fakat bir çoğu da terör olayları, şehit cenazelerimiz, çeşitli şehirlerimizde sivil halkı hedef alan alçakça,haince patlatılan bombalardan dolayı iptal oldu.

Hem bizim için hem ülkemiz için yılın ilk 5 ayı pek de iyi geçmedi.Temennimiz önümüzdeki günlerde ülkemizin terörden temizlenip,milletimizin huzur içinde yaşamasıdır.

Geçtiğimiz günlerde nerelerde konser verdiniz, gelecek konser programınızda hangi şehirler var?

Yakın zamanda başta Ardahan-Çıldır, Muğla-Datça, Antalya-Döşemealtı, Denizli-Çivril, Antalya-Serik, Ankara Gazi Üniversitesi olmak üzere birçok yerde konserlerimiz oldu. Şimdilik programlarımıza ara verdik. Bu dönemde bir konser etkiliğimiz yok. Etkinliklerimizi sosyal medya hesaplarımızdan düzenli olarak takipçilerimizle paylaşıyoruz, dinleyicilerimiz tüm takvimimizi sosyal medyadan takip edebilirler.

Grup Göktürkler'e yeni katılan veya gruptan ayrılan oldu mu? Çalışmalarınızı nasıl bir ekiple yürütüyorsunuz?

Grubumuzda değişiklik yok; Alperen KEKİLLİ ve Bilge Kağan KARA olarak devam ediyoruz. Tabi ki bizlere enstrümanlarıyla eşlik eden çok değerli müzisyen arkadaşlarımız, bas gitarda Dalçın ağabeyimiz,elektro gitarda Metin ağabeyimiz, klavye ve aranjede Ali Zeren hocamız,davulda Onur kardeşimiz var. Onların da katılımlarıyla müziğimizi daha iyi noktalara taşıdığımıza inanıyoruz.

Şu an Youtube üzerinden yüzbinlerce kez dinlenmiş eserleriniz var. Anonim türküleri başarıyla icra ederek ciddi bir dinleyici kitlesine ulaşmanızın yanısıra, kendi besteleriniz de dinleyicilerden büyük ilgi görmeye başladı. Bir albüm çalışmanız var mı?

''Grup GÖKTÜRKLER'' bizleri severek dinleyen insanların manevi desteği ile ayakta duran, hiçbir yerden maddi destek olmadan tabiri caizse kendi yağı ile kavrulan bir müzik grubudur. Albüm çalışmamız için henüz internet ortamında paylaşmadığımız çok güzel yeni bestelerimiz var fakat Türkiye'de müzik piyasalarının durumu ortada. Ciddi yatırım ve emek gerektiren albüm çalışması için ilerleyen günlerde imkanlar el verirse dinleyicilerimizle,sevenlerimizle bir albüm paylaşmayı bizler de çok istiyoruz.

Biraz da sizlerden bahsedelim. Müzik dışında nelerle ilgileniyorsunuz? Grup Göktürkler olarak değil de, Alperen ve Bilge Kağan olarak günlük yaşantınızı nasıl özetlersiniz?

Alperen Kekilli: İşim dolayısıyla Karabük'te yaşıyorum. Müzik dışında Raylı sistemler sinyalizasyonu üzerine bir firmada elektrik teknikeri olarak çalışıyorum.

Bilge Kağan Kara: Adana'da kırtasiye sektöründe kendi işimi yapıyorum. Müziği ve işi birarada yürütmeye, ikisini de ihmal etmemeye özen gösteriyorum.

Bu dönemde ayrı şehirlerde olmamız nedeniyle biraz zor oluyor ama yine de sık sık bir araya gelip müzik çalışmaları ve yeni besteler yapıyoruz. Sürekli yeni kayıtlar yayınlayarak sevenlerimize ulaşmaya çalışıyoruz.

Yeni sanatçılardan kimleri takip ediyorsunuz? Birlikte sahne almak istediğiniz bir sanatçı ya da grup var mı?

Yine camiamızdan bir müzik grubu olan Grup Volkan'ı severek dinliyoruz. Arkadaşlar çok başarılı eserlere imza attılar, Allah yollarını açık etsin.

Bizim de bazı eserlerimizi büyük bir bando takımı ile birlikte icra etmek gibi bir isteğimiz var. Organizasyonlarımızdan birinde bu isteiğimizi gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Grup Göktürkler deyince sadece bir müzik grubu değil, ülkesinin sorunlarına hassasiyet gösteren Milli değerlerine sahip çıkan bir grup karşımıza çıkıyor. Göktürkler olarak katıldığınız veya sizin organize ettiğiniz sosyal sorumluluk projeleri var mı?

Geçtiğimiz aylarda Bayırbucak'taki Türkmen kardeşlerimiz için konserlerimiz oldu, sosyal medya üzerinden yaptığımız çalışmalarla Güneydoğu'da görev yapan askerimize,polisimize elimizden geldiği kadar manevi destek olmaya, moral olmaya çalışıyoruz. Onlar bu vatan için, bizlerin huzurlu bir şekilde yaşamamız için evlerinden,sevdiklerinden, en önemlisi canlarından hiç tereddüt etmeden vazgeçiyorlar. Rabbim yar ve yardımcıları olsun. Bizler de Grup Göktürkler olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemize,milletimize fayda sağlayacak her türlü projeye açığız ve elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız.

Son olarak dinleyicilerinize söylemek istedikleriniz, mesajlarınız nelerdir? Yeni çalışmalarınızı dinlemek için ya da etkinlik/sahne davetleri için size hangi kanallardan ulaşabilirler?

Öncelikle bizlere gösterdikleri ilgiden dolayı çok teşekkür ediyoruz, onların sayesinde grubumuz ayakta duruyor. Albümümüz olmadığı halde amatör kayıtlarımızla İnternet ortamında sosyal medyada bizleri çok iyi yerlere taşıdılar. Videolarımız milyonlara ulaştı, bu desteği gördüğümüz sürece imkanlarımız zor da olsa aşkla,coşkuyla yolumuza devam edeceğiz, sevenlerimizle yeni eserlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz.

Youtube üzerinden yayınlarımızı “alperen kekilli” hesabımızdan yapmaktayız fakat dinleyicilerimizden eserlerimizi farklı klip formatlarıyla düzenleyerek paylaşanlar da mevcut. Organizasyon davetleri için ulaşmak isteyenler de sosyal medya hesaplarımız üzerinden bizlerle iletişime geçebilirler.

 

Facebook: https://www.facebook.com/GrupGOKTURKLER

Twitter : https://twitter.com/alperenkekilli

Instagram: https://www.instagram.com/p/9TtokmBIHz/

Bakırköy Moda Pasajı'nda Sanat ve Tasarım Rüzgarı

  • PDF

bakırköy moda pasajı gülay çanakçı tasarım

El sanatlarına olan sevgisini çocukluğundan beri yaptığı yüzlerce çalışmaya yansıtan Gülay Çanakçı, Bakırköy Moda Pasajı'nda açtığı El Emeği Tasarım ve Dekorasyon ürünleri mağazasında tasarımlarını sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

Kurdele nakışı, iğne oyası, kanaviçe, goblen, telkari, boncuk işleme gibi yöntemlerle tablo ve abajur çalışmaları yapan Çanakçı, tüm çalışmalarını kişiye özel tasarımlar halinde sunuyor. Özellikle evlerde bulunan eski abajurları özel tasarımlarla modern hale getiren ve bir kez uyguladığı modeli başka bir abajurda uygulamayarak kişiye özel özgün çalışmalar yapan Gülay Çanakçı, bu hizmetin büyük ilgi gördüğünü vurguladı.

Özel anlarınızı Özel işlemelerle ölümsüzleştirin

Daha önce Yeşilköy ve 4. Levent'te çeşitli sanat merkezlerinde eserlerini sergileyen ve bu sergilerde çalışmalarının ilgi görmesinden yola çıkarak, daha ulaşılabilir olmak amacıyla bir Tasarım ürünleri mağazası açmaya karar veren Çanakçı, açılış davetinde şu şekilde konuştu: “Sanat toplumun geneline hitap etmesi gerektiği gibi, kişinin kendi zevkleri ve beğenilerine de hitap etmeli. Burada kendinize ait özel bir fotoğrafın etrafını kurdele işi bir çerçeve ile işleterek ve seçtiğiniz ahşap bir çerçeve ile korumaya alabilir, anılarınızı özel bir çalışmayla ölümsüzleştirebilirsiniz. Dilerseniz de genel beğeniye sunulmuş dekoratif el emeği ürünlerle evinizi renklendirebilirsiniz.”

Sürekli bir tasarım ürünler sergisi havasında olan Gülay Çanakçı El Emeği Tasarım ve Dekorasyon Mağazasını haftaiçi her gün ve Cumartesi günleri Moda Pasajı 5 numarada ziyaret edebilirsiniz.  

Ünlü Yoga Üstadı Akif Manaf'ın Kitapları Yok Satıyor

  • PDF

ünlü yoga üstadı akif manaf kitapları

Samimiyet, Özgürlük, Cesaret, Sevgi gibi insanlığın temel değerlerine ışık tutan kitaplarla adından çokça söz ettiren yazar Akif Manaf son çıkan ‘’KORKU NEDİR VE NASIL KORKUSUZ OLUNUR?’’ kitabıyla da okurların ilgi odağı oldu. Yazar, Yoga ve Kişisel Gelişim alanlarında referans niteliğindeki anlatıları, kişisel gelişimi evrensel boyuta taşıyan üslubu, sade ifadelerinden yansıyan sıra dışı bilgeliği ile çarpıcı bir zeka uyanıklığı yaratıyor.

Basın sözcüsü yaptığı açıklamada “Akif Manaf’ın kitaplarındaki satış ivmesi artarak devam ediyor. Bu artışın nedenini yazarın 50 yıla yakın Yoga üzerine en üst düzey Uzman’lığına, Sağlık ve Bilim temelli açıklamalarına, kimi zaman da mizah dolu, samimi, sıra dışı anlatımına bağlıyoruz” dedi.

Geçtiğimiz aylarda yayınevi değişikliğine giden Akif Manaf, Kişisel Gelişim üzerine yazdığı kitaplarla kitapçı raflarında arananların başında geliyor. Bu kitapları hem iş ve özel hayatında başarıya ulaşmak isteyenler hem de sağlam bilgiler arayan spiritüel araştırmacılar tarafından ilgi görüyor. Merakla okunan kitapları arasında “ZEKA Nedir Ve Nasıl Zeki Olunur?”, “ZENGİNLİK Nedir Ve Nasıl Zengin Olunur?”, “FARKINDALIK Nedir Ve Nasıl Farkında Olunur?”, ”YARATICILIK Nedir Ve Nasıl Yaratıcı Olunur?, SEVGİ Nedir ve Nasıl Koşulsuz Sevilir?”, SAMİMİYET Nedir Ve Nasıl Samimi Olunur?” listesi uzayıp gidiyor.

Yazarın kitap satışlarına artan ilgi ilk çıkardığı kitapları da etkiledi. “KADER Nedir ve Nasıl Kaderin Efendisi Olunur?” kitabı yok satıyor. Okurseverleri tarafından artan ilgiye cevap verebilmek için, eser tekrar basıma hazırlanacak.

Avrupa Yakası Yayıncılık Yayın Yönetmeni ve Genel Müdürü yaptığı açıklamada “Akif Manaf’ın kitaplarına olan ilgiyi takiben gerekli aksiyonları almaya başladık. Yazarın KORKU Nedir Ve Nasıl Korkusuz Olunur? kitabına talep her geçen gün artıyor. Şu an yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. Akif Manaf’ın önümüzdeki aylarda raflara taşınacak AŞK konulu yeni kitabı için şimdiden okurların talepleri gelmeye başladı” dedi.

Yazar’ın AŞK konulu kitabında hangi konulara dokunduğu ve okurlarını hangi boyutlara taşıyacağı merak konusu. Ancak kesin olan şu ki Akif Manaf’ın kitapları iş ve özel hayatını anlamlı, cesaretli, başarılı, coşkulu, yaratıcı, sevgi ve aşk dolu yapmak isteyen tüm samimi okurların ilgi odağı olacak.

 

 

Korku Nedir Ve Nasıl Korkusuz Olunur? kitabından alıntılar:

  • ...Korku gelince ona gülümseyin – korku kaybolacak. Ama eğer korku gelince korkarsanız, o içinizde köklenmeye başlar...

 

  • ...Olgunlaşmak korkulardan özgürleşmek demektir. Olgunlaşmış insanı kimse korkutamaz. Sizi korkutmaya çalışanlar, bilin ki kendileri korku içinde olanlardır...

 

  • Sevginin olmadığı yerde korku filizlenmeye başlar. Sevgi ortaya çıktığında korku ortadan kaybolur. Sevgi var gücüyle meydana geldiğinde ölüm korkusu bile meydanı terk eder. Ölüm korkusu tüm korkuların kaynağı olduğu için bu korku gidince tüm korkular da gider. Demek ki, korkusuz olman için gereken tek şey gerçek koşulsuz şartsız saf sevgidir.............

Genç Yönetmen Hakan Akın'dan Yeni Bir Film: GERÇEĞE DÖNÜŞ

  • PDF
RÖPORTAJ
Sinema, izleyici açısından bazen bir eğlence şekli, bazen de alışkanlıktır ancak;  sinemayı yaşam tarzı haline getirenler için gerçek bir tutku halini alır. Genç yönetmen Hakan Akın da bu tutkuyu en yoğun yaşayanlardan biri. İmkanları zorlayarak çektiği ilk 3 filmi de büyük ilgi gören Akın, sinema yolculuğunu ve sinemaya gönül veren yönetmen adaylarına cesaret veren başarı öyküsünü anlattı. 
 
 Türkiye'de kısa film bilincinin henüz tam oturmadığını ancak gençlerin ilgisi ve kendilerini geliştirmesi ile belli bir noktaya gelmenin mümkün olduğunu belirten Akın, sözlerine şu şekilde başladı: "Öncelikle bu benim ilk röportajım ve "ilk olan gönüldendir" demiş büyüklerimiz. Gönülden geçenlerin paylaşıldığı samimi bir söyleşi olacağına inanıyorum. 16 seneden beri İsviçre'de yaşıyorum. Sanata ve emeğe değer verilen bir toplumda yaşıyor olmanın etkisiyle, çocukluğumdan beri sinemaya olan ilgim ve tutkum birleşince ortaya bu tablo çıkıyor.  Aslında doğduğum günden beri  kendi kafamda hayata bakarken film kuran biriydim...  Bazen insanın kendini bulmasi icin kendi fikirleri ve dünya hakkındaki düsünceleri kesinlikle içeride ya da dışarıda bir panoramada görmesi lazim. Bir an bunu yapmaya basladim, panoramaya baktim ve gördügüm şeylerde Hakan Akın yazıyordu," işte bu benim" dedim ve yolculuğum başladı..."
 
Sektöre girişim, aya ayak basmak gibi oldu
"Sinemaya ilgim her zaman vardı ama imkanlarım yeterli olmadığı için bu ilgiyi uzun yıllar boyunca müzik yaparak bastırdım diyebiliriz. Bir süre sonra yaptığım müziklerin beni sinemaya daha da yaklaştırdığını hissettim ve ilk adımı atmaya karar verdim.  İlk kısa filmim Şizoid'i fotoğraf makinasıyla kamera arasında bir cihazla çektim. Hepimizin amatör bir ruhla çalıştığı, akrabalarım ve arkadaşlarımdan oluşan bir ekiple çektiğimiz Şizoid, beklentilerimizin üzerinde bir ilgi gördü ve kisafilmim.org internet sitesinde uluslararası ve yerli kısa filmler olmak üzere 60 filmden en çok izlenenler arasinda ilk 3'e girdi. Bunun verdiği cesaretle ilk uzun metraj filmim  "Melek Tozu" ve  3.filmim "Gerçeğe Dönüş" ile uzayda aya ayak basar gibi sektöre adım attım. Son filmimde ünlü oyuncularla güzel bi iş çıkardık, devamı da gelecektir."
 
Aslında her 4 kisiden biri Şizoid 
 
2'si kısa biri uzun metraj olmak üzere toplam 3 filmi bir yıl içerisinde ortaya koydum. Bu kadar hızlı gelişme göstereceğimi kendim bilr tahmin edemezdim. Özellikle Şizoid'i çekmemde 2 önemli konu etken oldu. Bunlardan biri tanıştığım ve gözlemlediğim neredeyse her 4 kişiden birinde şizoid eğilimi olduğunu görmem, diğeri ise Hz.Mevlana, Leonardo da Vinci, Dante,  Abraham Llincoln gibi dünya tarihine adını yazdırmış isimlerin şizoid yönlerinden hiç bahsedilmiyor olması. İnsanlık gün geçtikçe daha da cahil bir ırka dönüşüyor. Ben dünyanın kurtuluşunun bu yüce ruhlu insanların öğretilerinde olduğuna inanıyorum ve asırlar sonrasında bile onlarla aynı kaygıyı taşıyorum. Şizoidliği anlatmaktaki amacım, bu zihinsel yapıdaki insanların, aslında hepimizin yalnız olmadığını göstermek ve bu da bizi şizoid yapmaz...
 
Gerçeğe Dönüş, biraz merak uyandırsın...
Son filmimiz Gerçeğe Dönüş'ün benim açımdan maddi manevi zorlayıcı bir proje olduğunu söyleyebilirim. Yeni projelerimde daha profesyonel şartlarda çalışmak istiyorum,  yapımcı arayışım ve görüşmelerim devam ediyor. Filmin konusuna gelince, kaybeden herkese dokunan bir hikayeden bahsediyoruz. Mekan seçimlermizi de filmin konusu ve kurgusuna göre nostaljik ortamlardan oluşturduk. Detayları yayınlandığında hep birlikte görelim, şimdilik biraz merak uyandırsın...
 
Başrolde, Sadri Alışık tiyatrosundan eğitim almış ve televizyon dizilerinde de boy göstermeye başlayan genç oyuncu Furkan Çalışal var. Kadın başrolümüz yine tiyatro kökenli bir oyuncu olan Uhde Sevda Ulusu. Joker oyuncumuz Ayhan Eroğlu'nu tanıtmaya gerek yok sanırım, sinemaseverler kendisini tanır. Ekip arkadaşlarımız Alihan İspiroğlu, tiyatro eğitimli oyuncumuz Buğra Oğulcan ve sektörden olmamasına rağmen başarı mücadelemize destek veren Kadir Bektaş'a da teşekkür etmek istiyorum. Bu sadece bir proje değil, gönül işi. Yanımda olan herkese ayrı ayrı teşekkürler. 
 
Alihan İspiroğlu hakkında özellikle belirtmek istediğim bir gerçek var. Kendisi sanata ve sinemaya benimle aynı çerçeveden baktığına inandığım nadir insanlardan biridir. Yönetmenlik yolculuğumda en büyük destekçilerimden biridir ve Türkiye'de çekim imkanları ve ekip konularında sonsuz destek vermiştir. "Önce usül" diyen ve bunu en iyi şekilde hayata geçiren Alihan İspiroğlu'nun tüm bilgisini transfer ettikten sonra "ben gerçek bir yönetmenim" diyebileceğime inanıyorum. 
 
Farklı olmayan herşey benim için çöptür
Türkiye'de ne yazık ki kısa film bilinci yok. En büyük yapımcılar bile bir burjuva kitlesi kurmuş, adına da sanat diyip milletin kalbini ve beynini hipnoz eder hale gelmişler.  Kimse bu konuda kusura bakmasın ama Çagan Irmak haricinde farklılık yaratmaya çalışan kimseyi göremiyorum. Ben böyle kalıp içinde yaşayan bir film dünyasi görmedim ve bu kalıp beni çok rahatsız ediyor. Ülkemizde artık Quentin Tarantino'yu kabul ettirecek ya da anlayacak, vitamin alan beyinler olmalıdır.  Biz farklı şeyler yaptık ve bu farkı insanlara anlatma beklentisi içindeyim çünkü kendini ya da başka yapıtları tekrar eden her şey benim için çöpten farksızdır. 
 
Türk izleyicisinden isteğim, film seçimlerini yaparken popüler kültür ürünlerinden ya da dayatılan korku, romantik komedi gibi türlerden sıyrılıp sinemanın özünü bulsunlar. Hiçbirşey olmazsa Yeşilçam filmlerini izlesinler. Türk sinemasının özünü tanımanın ve yeniliklere açık olmanın hem izleyiciye hem de sektöre çok büyük katkısı olacaktır. 

BBT'DEN OCAK'TA YENİ OYUN: YARIN BAŞKA KORUDA

  • PDF

bbt-bakirkoy-belediye-tiyatrolari

BBT Yunus Emre Kültür Merkezi, Ocak ayında yeni bir tiyatro oyunu ile sanatseverlerle buluşacak. Büyük usta Melih Cevdet ANDAY'ın yazdığı ve Yiğit Sertdemir'in yönettiği oyun, 14 Ocak'tan itibaren farklı tarihlerde Müşfik Kenter sahnesinde olacak.

Oyun, korunun yakınında yer alan bir pansiyona orta yaşta bir çiftin gelişi ile başlar. Kadın ile erkek; on üç yıl önce koruda yaşanan mutlu bir günün tekrarını yaşamak için pansiyona gelirler. Yaşlı bir adam ise yirmi yıl önce bir gece konaklamak için geldiği pansiyonda yıllarını geçirmiştir ve yıllardır her akşam doğum günün kutlamaya çalışsa da başaramamıştır. Üst katta kimsenin görmediği bir hasta ölümü beklerken, Koru’nun Bekçisi ise bir kaçağın peşinde düşmüştür. Pansiyon Sahibi Kadın'ın kızı ile pansiyonda kalan Öğrenci karakterinin nişanlanması ise yeni başlayan bir ilişkinin sürecini ve heyecanını taşır oyunun öyküsüne.

Yarın Başka Koruda” oyunu; 14, 15, 16, 23, 28, 29 ve 30 Ocak saat 20.30’da, 17 Ocak saat 15.30’da Müşfik Kenter Sahnesi’nde.

BBT'nin sevilen oyunları Yanlışlıklar Komedyası, Hizmetçiler, Lena Leyla ve Ötekiler, Ben O İstanbul'u Çok Sevdim ve çocuk oyunları Pof'la Paf ve Köşe Bucak İstanbul da izleyicilerini bekliyor.

"Karanlığı Yakanlar"

  • PDF

karanligi-yakanlar

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nde tedavi gören hastaların tarafından “Karanlığı Yakanlar” sergisi düzenlendi.

İBB 'Kültür Sanat' Sezonunu Açtı

  • PDF

ibb-kultur-sanat-sezonunu-acti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanlığı, 2015-2016 kültür-sanat sezonunun açılışını yaptı.

Kosova Buradan Kaç Kilometre?

  • PDF

kosova-buradan-kac-kilometre

'Büyükannem Nermin Aktürk, ölmeden birgün öncesine kadar, istisnasız her gün İstanbul ve Kosova arasındaki mesafeyi sordu. Her seferinde konuyu kapatmaya çalıştık ama Pamuk Nermin'i pek de ikna edemedik.'